100.YILINDA Gaziantep'in Bir Anıt Projesi;
‘...Bu savaş Türklerin savunmadaki azim
ve dayanıklılığı ile çevikliğini, sokak savaşlarıyla evlerin savunma
haline konmasındaki kabiliyetlerini bir defa daha gösterdi.
Teşebbüs tekrar edildi fakat netice sıfır ...’’
Fransız Komutanı Abadie
İngiltere, Fransa, İtalya ve Osmanlı Devleti arasında 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi, Osmanlı İmparatorluğunun ölüm fermanı olmuştur. Bu anlaşmaya dayanarak 17 Aralık 1918 'de İngilizler Antep'e girdi. 23 Ocak 1919'da hükümet Konağı işgal edilerek şehirde söz sahibi olan herkes Suriye'ye sürgüne gönderilmiştir. Bu işgal devam ederken İngilizler ve Fransızlar kendi aralarında anlaşarak Antep'i işgal ettiler. Bu işgal sırasında Fransızlar, bölge insanına insafsızca zülüm yapmıştır. Tecavüz, işkence, talan Ocak 1920 tarihine kadar devam etmiştir. Fransızlar tarafından devam eden bu insanlık dışı işgallere ve zulümlere karşı isyan eden Antepliler 11 Ocak 1920 de Fransızlara karşı saldırarak savaşı başlatmışlardır. Hiçbir yerden yardım olmadan; silah , mühimmat ve yoksullukla mücadele ederek Antepliler ve kahraman evlatları; Şahinbey, Şehitkâmil, Yüzbaşı Kılıç Ali, Kilisli Karayılan, Arslan Bey, Binbaşı Hamdi Bey ve nice gizli kahramanlarıyla, göğüs göğüse çarpışarak, adeta dünyaya haykırırcasına, yayılımcı ve işgalci Fransızları geldikleri gibi geri göndermeyi başarmıştır. 20 Ekim 1921 de imzalanan Ankara Anlaşması ile Fransızlar 25 Aralık 1921'de şehri terk etmişlerdir.
100. Yılından şehitlerimizin milletçe anılması ve onların verdikleri bu kutlu mücadeleye karşı şükranlıkların sunulması için yapılması planlanan anıtının arazisi Gaziantep’in Merkezinde İstasyon caddesinin, Halk bahçesinin ,Demokrasi Meydanının ve 25 Aralık Gaziantep Panorama Müzesinin çevrelediği alan üzerinde konumlanmıştır. Arazi etrafında konumlanan
Gaziantep’in önemli kent aksı olarak görülen istasyon caddesi, yapılacak olan halk bahçesi ve kent meydanı ile alanın ilişkisi oldukça değerli görülmüştür. Alanın merkezinde bulunan Alleben Deresi ile arazinin sürekliği ve yataydaki ilişkisi kesilmiştir. Yataydaki ilişkinin kurulması ve alanın süreklinin sağlanması için İstasyon caddesi ve Araptarı Sokağının uzantısında bir geçiş aksı oluşturulmuştur.
Gaziantep ‘te Fransızlara karşı yapılan savaşın süreçleri ve gelişmeleri irdelendiğinde savaşın bir istikbal ve bağımsızlık mücadelesi olduğu görülmektedir. Gazianteplilerin düşman askeri tarafından yapılan işgalleri kabul etmeyip , işgalle ve yapılan zulümlere karşı bir başkaldırıştır. Projede, Gaziantep direnişi, topoğrafik hareketlerle karakterize edilmiştir. Bu durum arazi topoğrafyası üzerinde oluşturulan hareketler ile ifade edilerek anıtsal bir örüntü oluşturulmuştur. Arazide bulunan Alleben deresine paralel , Araptarlı Sokağı ile Dere Kenarı Sokağına arasında uzanan bir savunma hattı aksı kurgulanmıştır. Savunma aksıyla bölünen alanda; aksın halk bahçesi ve demokrasi meydanına bakan çeperinde savaşta hayattan koparılan ve yitirilen kahramanlarımızın üzerinde durulurken; 25 Aralık Panorama Müzesi, Tarihi Gaziantep Dokusu tarafında oluşturulan rekreasyon alanında ise milli mücadele sonrası kazanılmış özgürlüğün ve bağımsızlığın ifadesi olarak yorumlanmıştır. Demokrasi meydanına bakan cephede oluşturulan topografyadaki eğimle demokrasi meydanı ve Gaziantep kalesi ile görsel ilişki kurulurken; İşgalin insan hayatındaki olumsuz yansımalarının ve şehitlerimizin hayattan koparılışının biraz olsun hissedilmesine olanak sağlamıştır. Topoğrafyada zeminden koparılarak oluşturulan bu eğimli yüzey ile insanlar da savunma mücadelesi esnasında hayattan koparılan yiğit kahramanlarımız adına bir çağrışım oluşturmak istenmiştir. Zeminden koparılan çağrışım yüzeyinin tekrar zemindeki kotlar ile ilişkisinin kurulması için savunma hattı üzerinde bir anıt kitlesi oluşturulmuştur. Düşeyde oluşturulan bağlantılar ve diğer alanlara erişimde bu anıt kitlesi içinde gerçekleştirilmiştir. Savunma eylemi kelime anlamı olarak ta bir arada ve birlikte olarak mücadele etmek, karşı koymak anlamlarını ifade etmektedir. Bu durum düşman kuvvetlerine ve işgaline karşı topyekün bir arada bir vücut olarak mücadeleyi simgelemiştir. Arazinin Savunma hattının yapılması planlanan halk bahçesi tarafında kalan kısımdaki topoğrafyanın çökertilmesi ile Gaziantep ‘in düşman askerlerinden kurtulmasında etkin olan şehitlerimiz için anma alanı oluşturulmuştur. Anma alanı etrafındaki yüzeylerde oluşturulan rölyeflerde şehitlerimize karşı olan minnet ve şükranın sunulması sağlanmıştır. Anma alanı İstasyon caddesi ve Araptarı Sokak üzerinde konumlanan geçiş aksı üzerinde oluşturulmuştur. Arazide kurgulanan bu akslar ile yol kotları tutularak alana doğrudan yaklaşımın da oluşması sağlanmıştır.
Topoğrafya da koparma ve çökertme eylemleri ile oluşan yüzeylerdeki düşey ilişkiler Anıt kitlesinde kurgulanmıştır.
Anıt kitlesi ve yüzeyler arasındaki ilişkiyle kullanıcı ölçeğinde farklı ara yüzlerin ve algıların oluşmasına olanak sağlamıştır. Bu durum Fransız komutan Abadie’nin sözlerinde de ifade ettiği üzere;
birçok yapılan saldırı teşebbüslerine rağmen ve düşman kuvvetleri tarafından bitti kazanıldı denilen savaşı da Gazianteplilerin gösterdikleri bölgesel ölçekte kararlı ve azimli savunma duruşları anıtsal kurguda sembolize edilmiştir. Görünüşlerdeki farklı ara yüzler anıtın kullanıcılara savaş süresince meydana gelen savunma düşüncesi hakkında ara kesitler sunmaktadır. Halk bahçesi tarafından kullanıcıya sunulan arakesite savunma hattına dair izler görülmez iken Araptarı Sokağı ,Dere Kenarı Sokağı ve yapılacak olan Halk Bahçesi tarafındaki İstasyon Bulvarında anıta dair farklı ara kesitleri görülmektedir. Anıtın 25 Aralık Panorama Müzesi ve eski Gaziantep yerleşimi tarafından net olarak algılanması savunmanın işgale ve emperyalist güçlere karşı kazanılan zaferin ifadesi olmuştur.Anıtın bu ara kesitte sunduğu algının ve savunma savaşında verilen mücadele süreçlerinin hissedilmesi ve anılması için rölyef yüzeyler tasarlanmıştır. Süreçte içinde meydana gelen olumsuz yıpratıcı olaylar ise anıtın tek düzene bir form olarak tercih edilmemesi ile kurgulanmıştır. Anıt mevcut 25 Aralık Panorama Müzesinin gabarisini geçmeyecek ve istasyon caddesi tarafından algısını etkilemeyecek şekilde; mevcuttaki ağaçların koruyarak alana yerleştirilmiştir.
Peyzaj olarak alanda mevcut ağaçların korunması önerilirken; alanın rekreasyon alanları ve yeşil olarak oluşturulan yüzeylerde doğal karakter ile uyumlu, kolay anlaşılır, sade bir peyzaj tasarım yaklaşımı benimsenmiştir. Savaşı sonrası kazanılan bağımsızlık ve özgürlük temasının hakim olduğu proje alanında, peyzaj tasarımı da bunu destekler nitelikte sadelikten yana olmuş ve alanın doğallığından gelen huzur ve dinginlik atmosferine vurgu yapılmıştır. Alanın doğasıyla uyum içinde olması amaçlandığından bitkisel tasarımda Akağaç, Kavak , Çınar gibi uzun ömürlü bitkiler seçilerek yapılmıştır. Mevcutta arazi alanında bulunan ağaçlar ile alan desteklenerek ağaçlarla renk ve doku olarak örtüşmesi sağlanmıştır. Arazide oluşturulan yeşil yüzeyler ,koyu yeşil çim dokusu, tüm zemin alanlarını sararak sonsuz derinlik sağlanmıştır. Kentin bitki karakterine uygun sade ve etkileyici seçimlerle sürdürülebilir bir çalışma yürütülmüştür.
































