MİMAR SİNAN MÜZESİ VE MİMARLIK MERKEZİ PROJESİ;
Millet bahçesinin Ara yüzünde ‘‘Mimar Sinan’ı Bulmak ’’
Mimar Sinan Müzesi ve Mimarlık Merkezi olarak tasarlanması beklenen arazi Kayseri’de yapılması planlanmakta olan millet bahçesi içinde konumlanmaktadır. Arazinin çevresinde bulunan biyolojik gölet, kıyı aksı, panayır alanı ve etkinlik çayırı önemli kamusal referanslardır. Millet bahçeleri günümüzde kentlinin kamusal kullanımı desteklemesi açışından oldukça öneme sahiptir. Millet bahçeleri; dünya tarihi boyunca, insanlar tarafından ortak kullanılan ve sonraki nesillere aktarılan simgeler sistemi olarak tanımlanır ve ortak kültürün açık mekanlara yansımasının bir sonucu olarak şekillenmiştir. Millet bahçesi kavramı halka rekreatif olanaklar sunan, halkın doğayla iç içe olmasını sağlayan, gerektiğinde acil durum toplanma alanı olarak kullanılabilen alanlardır. Millet bahçeleri tarihi, doğal ve kültürel değerleri koruyan, sosyokültürel yapıyı yansıtan, ülkenin vizyonunu geliştiren ve önemli katkılar sağlayan alanlardır.
Geçmiş ve gelecek arasında bağlayıcı özeliğe sahip olan kültürlerin, değişim ve gelişim süreçlerinin incelenmesi, toplumlar hakkında önemli bilgiler vermektedir. Toplumu ve geçmişi yansıtan bu özelliklere sahip park ve bahçeler bir köprü niteliğindedir. Kendine özgü değerlere sahip, tarihi ve kültürel birikimin sonucu olan bahçelerin milli bilinç ile gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak için, bu bahçelere sahip çıkılması ve devamlılığın sağlanması gerekmektedir. Bu bağlamda projenin kentli için önemli olacağını düşündüğümüz millet bahçesinin örüntüsünü ve dokusunu zedelemeden; millet bahçesinin sürekliğini sağlayarak yapıyı oluşturmayı bir tasarım verisi olarak ele aldık.
Millet bahçesinin yapımı tamamlandığında kent yerleşiminde önemli bir merkez olarak bizi karşılayacağını düşünmekteyiz. Alan içinde insan ölçeğinden uzak devasa, zeminde millet bahçesiyle ilişkisi olmayan yapı hareketlerinin alanın kent ölçeğinde değerini kaybetmesine ve bahçe özelliğini yitirmesine neden olacaktır. Bu bağlamda millet bahçesinin sürekliliğinin kesilmemesi için yapının zemine oturan bir blok olarak değil zemine basan ve kısmen değen bir yapı kitlesi oluşturmayı düşündük. İnsan ölçeğinde millet bahçesi algısını zedelememek için kitleyi eksi ve zeminden üst kotta da kurgulamayı hedefledik. Millet Bahçesi olarak gelecek tarihler arasında şimdiki zaman ve geçmiş zaman ile bir köprü görevi görecek olan bu alanda Mimar Sinan’ın anılması için bir ara yüz (avlu, rampa vs.) oluşturmayı amaçladık. Ara yüz ile zemindeki millet bahçesi ve eksi kotun görsel ve düşey ilişkisini sağlamayı düşündük. Ara yüzü kurgularken Mimar Sinan’ın mimari üslubunu alanda irdeledik. Mimar Sinan ile özleşen geleneksel elemanlar ve yöntemler ile ara yüzü kurgulayarak alanı
yorumlamaya çalıştık. Oluşturulan bu ara yüz ile insanlara geçmişin motiflerini günümüzün millet bahçesi atmosferinde sunmayı hedefledik.
Mimar Sinan’ın mimarlık üslubunu irdelediğimizde (KUBBE) :
Dünya mimarlığında kubbe yapı tarzı ile Mimar Sinan özleşerek mimarlık tarihine geçmiştir. Mimar Sinan var olan bir yapı strüktürü geleneğinde çalışmıştır. Onun dehası statik sınırları denenmiş, bu strüktürel sistem içinde kalarak, büyük bir yaratıcılığın ifadesi olan mekan tasarımları ve archetypal kompozisyonlar geliştirmiş olmasıdır. Mimar Sinan mimarlığının en önemli karakteristiği tümüyle rasyonalize ettiği bir strüktür sistemini, kendi mimari vizyonun hizmetine vermesi ve onu destekleyecek şekilde kullanmasıdır. Üslubu kubbe biçimi için yapılan bir araştırma değil, kubbeli strüktürün tümel biçimlenmesinde tanımlamaktadır. Michelangeloda’nun San Pietro kubbesi maketi, kubbenin tek başına bir yapı gibi tasarlandığını gösterir; Oysa Mimar Sinan Kubbelerinin yapıdan bağımsız bir kişilikleri yoktur.
Mimar Sinan üslubu, kuskusuz sadece kubbeye bağlı olarak tanımlanamaz. Tasarımda bir mimari hiyerarşi ve organizasyon kurulmuştur. Bu hiyerarşi kurgusu içinde kemerler ,revaklar ,avlular, pencereler üslubun niteliğini büyük planda saptayan diğer ögelerdir. Üslubunun kimliği bu ögelerin varlıksal bütünleşmesi ile oluşmaktadır. Mimar Sinan’ı yücelten sanat söyleminin ana teması, ondan önce ve sonra da var olan Osmanlı yapı geleneğinin ikincil yapı ve bezeme ögeleri değil, strüktür mekân kullanıcı ilişkisinin kurulduğu büyük kompozisyonlardır.
Fikir Doğrultusunda Yapısal Kararlar:
Kitleyi yapılacak olan millet bahçesinin örüntüsüne ve dokusuna karşı saygılı ve ölçülü bir tavır ile yaklaşarak oluşturduk. Mevcut arazinin doğal kotu olarak +178,00 ‘i ele aldık. Zemin kotunda millet bahçesi atmosferinin insan ölçeğinde sürekliliğinin sağlanması için alanın yeşil ve kamusal olarak bırakmayı önerdik. Zemin kotunda alanın kamusal kullanımını destekleyecek kütüphane ,kafe, mimarlık merkezi giriş fuayesi ve satış birimleri konumlandırdık. Birimlerin konumlandığı alanlarda millet bahçesi tarafında bakan cephelerde yüzeyler zeminden yükseltilerek millet bahçesiyle ilişkili etkinlik alanları kurguladık. (Ör: gölet seyir amfisi) Zemin kotunda oluşturulan avlu ve rampa elemanları ile ara yüzü sınırlarını tanımladık. Kurgulanan ara yüz elemanları ile kıyı
aksı, panayır alanı, etkinlik çayırı ve otopark alanlarından doğrudan yaklaşım alarak alanın kamusal sürekliliğini sağladık.
Arazinin +174,00 kottun da bir ara yüz (avlu) etrafında; Mimarlık merkezi, atölyeler, çok amaçlı salon, müze ve satış birimlerini konumlandırdık. Ara yüz (avlu) etrafında konumlanan birimleri geleneksel Mimar Sinan tarafından kullanılan mimari elemanlar kullanarak kurguladık. Mimari elemanları kullanırken Mimar Sinan üslubunun özelliği olarak işlevsel strüktürel ve organizasyon kaygıları dikkatte alınarak yorumladık. Mimar Sinan geleneğinde şıkça kullanılan kubbe elemanı kitlede müze ve çok amaçlı salon gibi birimlere hizmet etmesi beklenen geniş hacimlerinin açıklıklarının geçilmesi için kullanılan bir strüktür elemanı olarak ele alınırken; iç mekanda konfor ve işlevselliğine olumlu katkılar sunacak; zemin katta ise millet bahçesi için bir etkinlik çayırına dönüşmesi olanak sağlayacak şekilde tasarladık. Yapının mekânsal organizasyonunda eksi kotta oluşturulan revaklar ile kamusal birimler için saçaklar oluşturulurken yapının strüktürel olarak ta taşınmasına olanak sağladık. Mimar Sinan üslubunun yapısal ve plan olarak özelliklerini kısmen +174,00 kotunda kemer, kubbe , revaklar ve açıklıklar ile destekleyerek oluşturmaya çalıştık.
174,00 kotunda oluşturulan derslik, çok amaçlı salon, mimarlık merkezi ve Müze gibi birimleri bir ön hazırlık hacimlerinden (fuaye) geçilerek kullanıcıların mekanlara dahil olmasını sağladık. Derslik , ve müze gibi hacimlerin doğal ışık ve hava ihtiyaçlarını sağlamak için +178 kotunda ışıklıklar ve havalandırmalar konumlandırdık.
+183,00 kotuna ise programda ofis olarak belirtilen birimleri yerleştirdik .Bu kotta oluşturulan müze ofisleri, mimarlık merkezi ofisleri ve rezerv ofisleri kitle kabuğunda oluşturulan saçaklar ile ayırdık. Bu saçaklar +174,00 kotunda oluşturulan kubbe elemanlarının +178,00 kotunda etkinlik cayırına dönüştüğü noktalara konumlandırılarak zemindeki kamusal kullanımının desteklenmesi amaçladık. Yapı kitlesinde kendisini saçak olarak hissettiren kubbe elemanı ile hem ofis birimlerinin özerkleşmesine hem de zeminde tanımlı gölgelik alanların oluşturmasını sağladık. 183,00 kotunda yapı kitlesinde ara yüz boyunca oluşturulan boşluk ile kotlar
arasındaki görsel ilişkiyi kurduk. Ofis birimlerinin önünde oluşturulan teras alanları ile daha kullanışlı etkin çalışma mekanları oluşturmayı hedefledik.
Cephe :
Kitlenin cephe tasarımında güneş kontrolü amacı taşıyan yaklaşım tarzına sahip bir tavırlarla tasarımı kurguladık. Teraslar önünde yer alan güneş kırıcı panellerinin sökülüp takılması yada güneş ihtiyacı olduğu zamanlarda kaldırılması gibi müdahale edilebilir bir tasarım önerdik. Doğrudan cephedeki ışığın cephe elemanları ile kontrol edilmesini sürdürülebilirlik ve iç mekanın ısıl konforu açısından önemli ve değerli olduğunu düşündüğümüz için böyle bir tasarım önerdik.





























